Nebevi Mizah ve Nükte

Bayram Ali ÇETİNKAYA

Nübüvvet göreviyle birlikte neşeli ve latif bir insan olan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v)¸ ciddî ve sorumluluk isteyen bir işle görevli olmasına rağmen¸ alışılmış dinî liderlerin aksine¸ arkadaşlığı ve dostluğu sıkıcı ve kasvetli değildi.

Nübüvvet göreviyle birlikte neşeli ve latif bir insan olan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v)¸ ciddî ve sorumluluk isteyen bir işle görevli olmasına rağmen¸ alışılmış dinî liderlerin aksine¸ arkadaşlığı ve dostluğu sıkıcı ve kasvetli değildi. Bilakiş tatlı¸ sevinçli ve neşeli olup¸ ashabıyla şakalaşır ve onlarla birlikte gülerdi.
Yaşlılarla Şakalaşan Peygamber
Sahâbenin anlattıklarını dikkate alırsak¸ Hz. Muhammed (s.a.v) şakalaşmak derecesine varan samîmî sözlerle onların içine karışır ve onlardan biri olurdu. Ancak Allah'ın Sevgilisi'nin şakaları ve latîfeleri doğru ve edep üzerine kuruluydu. Sahâbeden bazıları ona sormuştu: "Ey Allah'ın Rasûlü! Bize şaka yapar mısın'" Rasûlullah¸ "Doğru sözden başkasını söylemem." buyurmuştur.1
En yakınında on yıl kadar kalan Enes'in bildirdiğine göre¸ "Yaşlı bir kadın Rasûlullah'a gelmiş ve Cennet'e gidebilmesi için ona dua etmesini istemiştir. Rasûlullah'ın "Hiçbir yaşlı kadın Cennet'e girmeyecektir!" demesi üzerine¸ kadın üzülerek ağlamaya başlar. Bunun üzerine Rasûlullah¸ ashabından kadına Cennet'e gireceğini¸ fakat genç bir kız olarak gireceğini söylemelerini ister."2
Enes'in başka bir olayla ilgili anlatımında "Bir defasında¸ birisi Rasûlullah'dan bir binek hayvan istemişti. Rasûlullah da¸ ona bir dişi deve yavrusu vereceğini söyledi. Adamın dişi deve yavrusunu ne yapacağını sorması üzerine Rasûlullah şöyle demiştir: Dişi deveden doğmayan bir deve var mıdır?". Yine Enes'in haber verdiğine göre¸ bir gün Rasûlullah ona¸ "Ey iki kulaklı" (çok yumuşak başlı anlamında) diye seslenmiştir."3
Çocuklara Latife Eden Devlet Başkanı
Aynı zamanda bir devlet başkanı olmasına rağmen Hz. Peygamber (s.a.v)¸ insanlarla o kadar iç içe olurdu ki¸ çocuklara bile latîfe etmekten kendini alamaz¸ böylece onlara yakın olduğunu hissettirirdi.
Onlar da Allah Rasûlü'nün bu şakalarından hoşlanır¸ bir anlamda karşılık verirdi. Bir gün Rasûlullah¸ küçük kuşunun ölümünden çok üzülen Enes'in küçük kardeşine sormuştur: "Ebû Ümeyr¸ nuheyr'e (küçük serçene) ne oldu?".4 Bu ifadeler de bize gösteriyor ki¸ Hz. Peygamber¸ hüzünlü anlarında insanları teskin edici latîfeler yaparak rahatlatırdı.
Yine Avf b. Mâlik'in anlattığına göre¸ Tebük seferinde küçük bir çadırda oturmakta olan Rasûlullah'a selam vererek gelmişti: "Rasûlullah¸ (Girin) diyerek cevap verdi. Ben de¸ "Her tarafım mı¸ ya Rasûlullah?" diye sordum. O da¸ "Tamamın" cevabını verdi ve içeri girdim".5
"Bu köleyi kim satın almak ister"
İnsanlarla karşılaştığında mütebessim tavrını sürekli muhafaza eden Allah'ın Sevgilisi¸ seviyeli ve kaliteli şaka ve nükte yapmaktan da kendisine yapılmasından da rahatsız olmaz; bilakis memnun olur¸ zevk alırdı. Bir gün kendisinin pek sevdiği saf gönüllü ve açık kalpli Zâhir adında birine¸ arkadan belli etmeden yaklaşıp kollarından tuttuğu gibi etrafa şöyle seslendi: "Bu köleyi kim satın almak ister?" Zâhir başını çevirdiğinde bunun Rasûlullah olduğunu görünce bundan memnun ve mesrur oldu ve: "Ey Allah'ın elçisi! Benim gibi basit ve değersiz birine kimse fiyat biçip para vermez" Bunun üzerine¸ Rasûlullah hemen şu mukâbelede bulunmuştur: "Fakat gerçekte senin değerin Allah katında büyüktür."
Sevgi ve Muhabbet İnsanı (s.a.v)¸ özellikle çocuklarla şakalaşırdı ki¸ bununla ilgili çok sayıda yaşanmış hadise mevcuttur. Peygamberimizin şakasına muhatap olmuş ve bununla gurur duyan bir sahâbe¸ daha sonra yaşlılık döneminde başından geçen olayı gurur ve övünçle anlatıyordu:
�Ben küçük bir çocuktum. Sıcak bir günde Rasûlullah¸ bizim eve ana babamı ziyaret etmek için gelmiş bulunuyordu. Serin su ile harâretini giderdi ve ağzında doldurduğu suyu dudakları arasında fışkırtıp benim bütün yüzümü sırılsıklam yaptı. İşte ben¸ yüzüme fışkırttığı bu su sayesindedir ki hiç ihtiyarlamamış bulunuyorum.'7
Peygamber'in (s.a.v) Parasıyla Ona Hediye Alan Sahabî
Hz. Peygamber (sav)¸ sadece çocuklarla ve yaşlılarla şakalaşmakla kalmamış¸ bazen çok saf ve iyi niyetli sahabîleriyle aralarında "fıkra" niteliğinde olaylar geçmiştir: Abdullah adında saf bir sahabî vardı. Kendisi bir gün pazardan veresiye bir takım eşyalar almış ve bunları Rasûlullah'a hediye etmek üzere getirip sunmuştu. Bunu yaparken de satıcıya¸ "Rasûlullah'ın da adına ve hesabına olmak üzere bunları satın aldığını" söylemişti. Sonradan bu satıcı alacağını takip için Rasûlullah'a müracaat ettiğinde Abdullah vurdumduymazlık içinde: "Ya Rasûlullah! Sana bir hediye sunmak istemiştim¸ fakat yanımda para yoktu�" Bu sâfiyane söz üzerine Rasûlullah¸ tebessüm etmiş ve satıcıya eşyanın bedelini ödemiştir.8
Bir peygamber olmasına rağmen Hz. Muhammed (s.a.v)'in¸ kendi takipçileriyle şakalaşmaktan büyük bir zevk ve haz aldığı görülmektedir. Aktaracağımız olayda da görüleceği gibi¸ çağdaş okuyucu için bu örnek olaylar¸ İslâm'ın Peygamberi'ni daha yakından tanımak için birer vesile niteliğindedir:
Ağrıyan Gözüyle
Hurma Yiyen Sahâbe
Nüktedân ve hazır cevap bir mizaca sahip¸ aynı zamanda İslâm'ın ilk çilekeşlerinden olan Suheyb-i Rûmî isimli sahâbî de Rasûlullah ile olan bir hatırasını şöyle anlatır: Allah Rasûlü'ne uğradığımda sofrasında ekmek ve hurma vardı. Bana: "Buyur ye." dedi. O sırada göz ağrısı çekiyordum. Hemen sofraya oturup yemeye başladım. Efendimiz bana takıldı ve "Hem gözün ağrıyor hem de hurma yiyorsun ha!" dedi. Ben de: "Ağrımayan tarafımla çiğniyorum ya Rasûlullah!" dedim. Bu cevabım üzerine Efendimiz azı dişleri görününceye kadar güldü.9
Kısaca insan ilişkilerinde ve değerler düzeyinde bakıldığında hiç kimsenin sözünü yarıda kesmeyen Allah Rasûlü¸ hoşuna gitmeyen söz10 ve latîfeyi duymamazlıktan gelir ve geçiştirirdi. Teşekkür eden biri çıkarsa¸ eğer gerçekten Hz. Peygamber onun bir işine yardımcı olmuşsa teşekkürünü büyük bir memnuniyetle kabul ederdi. Bulunduğu yerlerde herhangi bir konu ortaya atılırsa¸ ona katılır¸ görüşlerini söylerdi. Gülüşmeye de nezâketle dâhil olur¸ bizzat kendisi de latîfeli sözler söylerdi.11

Dipnot

  1. Afzalurrahman¸ Sîret Ansiklopedisi¸ çev: Komisyon¸ II. baskı¸ İstanbul 1996¸ I¸ 83.
  2. Tirmizî¸ Şemâilu'l-Muhammediyye¸ 122.
  3. Ebû Dâvûd¸ Sünen¸ Teveccül¸ 15; Afzalurrahman¸ Sîret Ansiklopedisi¸ I¸ 83.
  4. Buhârî¸ Sahîh¸ Cenâiz¸ 40.
  5. Afzalurrahman¸ age¸ I¸ 83-84.
  6. Ahmet b. Hanbel¸ Muvatta'¸ II¸ 161; Hamidullah¸ İslâm Peygamberi¸ çev: Salih Tuğ¸ Ankara 2003¸ II¸ 1079.
  7. Hamidullah¸ age¸ II¸ 1079 (naklen; Buhârî¸ 80¸ 31).
  8. Buhârî¸ Sahîh¸ 86¸ 5¸ 1; Hamidullah¸ age¸ II¸ 1079-1080.
  9. Ömer Çelik - Mustafa Öztürk - Murat Kaya¸ Üsve-i Hasene (Kullukta-Ahlâkta-Âdabda En Güzel İnsan)¸ İstanbul trz¸ 429.
  10. Bkz. Ebû Davud¸ Sünen¸ Edep¸ 128.
  11. umânî¸ Mevlânâ Şiblî¸ Son Peygamber Hz. Muhammed (Sîretü'n-Nebî)¸ çev: Yusuf Karaca¸ İstanbul 2005¸ II¸ 528.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !