Sulh Adacıkları

 

Meslek hayatının son on yılında Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim Öğretim genel müdürü olarak hizmet veren Aysal Aytaç Bey, bu dönemle ilgili hatıralarını "Yurt Dışındaki TÜRK OKULLARI Sulh Adacıkları" isimli eserinde toplamıştır.

Bu hatıralardan bazı bölümleri aktarmak istiyorum:

Kenya'da belletmenlik yapan Erkan Cüce anlatıyor: "Bir keresinde öğrenciler beyazlar hakkında olumsuz konuşuyorlardı. Bunun üzerine 'Ben de beyazım. Neden benim yanımda beyazlara küfrediyorsunuz?' diye sordum. Cevap olarak bana 'Ama hocam senin tenin beyaz. Sen bizdensin. Afrikalısınız.' dediler."

Eski Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğ-lu'nun yurtdışındaki Türk özel okullarına karşı aşırı kin ve nefreti vardı. Onların başarılarını duymaktan çok rahatsız olur, bu okulları hep benimle özdeşleştirir, ben burada (Yurt Dışı Eğitim Öğretim genel müdürü olarak) olduğum için bu okulların başarılı olduğunu sanırdı. Yurtdışına gittiğinde bu okullara girmez, yanlışlıkla girdiği okulların da kapısından dönerdi. Bu okullarla ilgili soru soran kişilere ve basın mensuplarına da, "Biz bu okulları tanımıyoruz. Bizimle ilgileri yok." diye cevap verirdi. (...) Yıllar sonra Metin Bostancıoğlu, Moskova'ya gider. Kendisiyle ilgilenen Rus mağaza görevlisinin Türkçeyi çok iyi konuştuğunu görünce şaşırır ve, "Türkçeyi bu kadar güzel nerede öğrendiniz?" diye sorar. Genç kız, Moskova'daki Türk okulunda okuduğunu ve Türkçeyi burada öğrendiğini söyler, Bostancıoğlu'nu da okuluna davet eder. Ertesi günü Türk okulunda buluşurlar. Bostancıoğlu, okulda gördükleri karşısında çok şaşırır, duygulanır. Türkiye'ye döndüğünde yakın dostlarına bu olayı anlatır; "Bakan iken bu okulların aleyhinde olmakla çok yanlış yapmışım." diyerek adetâ günâh çıkartır.

Cengiz Aytmatov şöyle diyordu: "Anadolu insanı 'Beyaz Gemi'de kaybolan milyonlarca çocuğu aramaya koyulmuştu Asya steplerinde. Hiçbir karşılık beklemeden, Anadolu'nun vefakâr insanları Asya'ya koşuyordu. Kimileri ticaret için, kimileri okul açmak için geliyordu. Şimdilerde bu okulları gördükçe iki dünya savaşına sahne olan bu topraklara evrensel barışın tohumlarının atıldığını görüyorum. Bu okulların, 'Global Köy'ün (dünyanın) baş belası terörün panzehiri olacağını düşünüyorum. Bu okullarda din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın insanlık sevgisi üzerine eğitim yapılıyor. Bu okullarda iki şey önemli; eğitim ve ahlâk. Milletler arasında barış köprüleri kuran bu eğitim kurumlarının çoğalması en büyük arzum."

6. Türkçe Olimpiyat-ları'nın finaline katılan Bülent Arınç, akıl ve duygu dolu bir konuşma yapmıştı. (...) Arınç gözyaşlarını tutamadı. Geçen yılki olimpiyatların töreninde, Türkiye'ye çok uzak ülke olması sebebiyle Moğolistan'ı ve oraya gitmek zorunda kalan bir diplomatla ilgili hatırasını anlattığını hatırlattı; "Nereden bilebilirdim ki birkaç ay sonra da Adem Tatlı, Moğolistan'da vefat edecek ve biz, bir yıl sonra eşine ve çocuğuna bir emanet vereceğiz." dedi. (...) Coşkuyla akıp giden konuşmasında Arınç, olimpiyatlar için Türkiye'ye gelen çocukların çok mutlu olduklarını, dile getirdi "30 küsur yıldan beri siyasetteyim ve 5 yıldan beri Meclis başkanlığı yapıyorum. Bütün bu siyasî hayatımı 50 ile çarpsanız, bu çocuklar için yapılan hizmetin yanında sıfır derecede kalır." dedi.

Aysal Aytaç Bey'in bu güzel çalışmasından bazı bölümleri size takdim ederek, bu kitap hakkında bir nebze bilgi vermeye çalıştım.
 

15 Şubat 2010, Pazartesi,Abdullah Aymaz,Zaman


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !